Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yargılamasında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması hakkında Yargıtay Kararı

YARGITAY 10.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 2267 Karar: 2019 / 5066 Karar Tarihi: 10.07.2019

ÖZET: Tebligat Kanununa göre … , tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligatın bu adrese yapılması gerektiği, buna göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı kağıdının sanık …’ın bilinen en son adresi olarak sanığın 19.04.2011 tarihinde savunmasında bildirdiği “………..” adresi yerine anılan yasal düzenlemeye uyulmadan MERNİS adresi olan “… Maallesi … Sokak No:… İç Kapı No:1 … Beldesi ” adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, sanık … hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek mahkumiyet hükmü kurulması, bozmayı gerektirmiştir.

(5237 S. K. m. 191) (7201 S. K. m. 10)  Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanıklar lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanıkların bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediklerinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanıkların infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

a) Sanıklar bu suçu, daha önce işledikleri suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişler ve önceki suçtan mahkumiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi,

b) Sanıklar hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanıklar bu suçu daha önce işledikleri suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değillerse veya daha önce işledikleri suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişler ve önceki suçtan beraat kararı verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanıkların, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi,

Gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

2- Kabule göre; 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesine göre, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligatın bu adrese yapılması gerektiği, buna göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin Burhaniye Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı kağıdının sanık …’ın bilinen en son adresi olarak sanığın 19.04.2011 tarihinde savunmasında bildirdiği “………………….” adresi yerine anılan yasal düzenlemeye uyulmadan MERNİS adresi olan “… Mahallesi … Sokak No:… İç Kapı No:1 … Beldesi” adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, sanık … hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek mahkumiyet hükmü kurulması,

Yasaya aykırı, sanık … müdafii ile sanık …’nün temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,10/07/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın