Ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece artırılan nafaka miktarı az olup, hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 9812
Karar: 2017 / 664
Karar Tarihi: 26.01.2017
İŞTİRAK NAFAKASININ ARTIRILMASI DAVASI – MÜŞTEREK ÇOCUĞUN YAŞI EĞİTİM DURUMU İHTİYAÇLARI EKONOMİK GÖSTERGELERDEKİ DEĞİŞİMİN DİKKATE ALINDIĞI
MAHKEMECE ARTIRILAN NAFAKA MİKTARI AZ OLUP HAKKANİYET İLKESİNE UYGUN BULUNMADIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, nafakanın hükmedildiği tarih ile eldeki dava arasında geçen süre, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece artırılan nafaka miktarı az olup, TMK 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
(4721 S. K. m. 182)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı; tarafların .28.12.2011 tarih ve 2011/1034 E. 2011/1178 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, müşterek çocukları .. ın velayetinin anneye verildiğini ve çocuk için aylık 100.00 TL. İştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede nafakanın yetersiz hale geldiğini, davalının ablalarının sahibi olduğu bir şirkette mali müşavir olarak çalıştığını, müşterek çocuğun aylık masrafının 4.500-5.000 TL olduğunu ileri sürerek; nafakanın 1.500,00 TL’ye artırılmasını talep etmiştir.

Davalı; dava dilekçesinde ileri sürülen olayların abartıldığını, ablalarının işyerinde çalışmadığını, arabuluculuk ve bilirkişilik yaptığını, resmi kayıtlarda da sabit olduğu üzere gelirinin 260 TL olduğunu, başka bir geliri olmadığını, geçimini ablalarının maddi ve manevi desteği ile yaşamını sürdürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile iştirak nafakasının 200 TL’ye artırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkindir.

TMK.nun 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları göz önünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.

Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.

Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların 24.02.2012 tarihinde kesinleşen 28.12.2011 tarihli ilam ile anlaşmalı olarak boşandıkları, 03.06.2009 doğumlu müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye bırakıldığı ve müşterek çocuk için aylık 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık dört yıllık süre geçtiği, davacının .de yönetici olduğu, aylık 11.000 TL geliri olduğu, müşterek çocuğun .. sınıfına gittiği, yıllık eğitimi ücretinin 17.503 TL olduğu, davalının ise daha önceki işinden 31.10.2011 tarihinde ayrıldığı, şu an adliyede arabuluculuk ve bilirkişilik yaptığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, nafakanın hükmedildiği tarih ile eldeki dava arasında geçen süre, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim dikkate alındığında, mahkemece artırılan nafaka miktarı az olup, TMK 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

2- Bozma nedenine göre davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)